Gelişmekte Olan Ülkeler İklim Adaleti Bekliyor: Borç Değil, Eşitlik
Gelişmekte Olan Ülkeler İklim Adaleti Bekliyor: Borç Değil, Eşitlik
Gelişmekte olan ülkeler, iklim krizine en az katkı sağlamalarına rağmen adil destek yerine borç yüküyle karşı karşıya kalıyor. Uzmanlar adalet çağrısı yapıyor.
Önemli Noktalar
- Gelişmekte olan ülkeler, tarihsel emisyonlara en az katkı yapmalarına rağmen iklim krizinden en çok etkileniyor.
- İklim finansmanı çoğunlukla borç temelli ilerliyor, bu da adil dönüşümü zorlaştırıyor.
- Uzmanlar, borç yerine adil ve yapısal destek mekanizmaları talep ediyor.
İklim Krizinde Adalet Arayışı
Sürdürülebilirlik ve emek yoğun sektörler üzerine çalışan araştırmacı Nirbhay Rana, özellikle moda ve tekstil gibi alanlarda iklim değişikliğinin etkilerinin her geçen gün arttığını vurguluyor. Hindistan’da yükselen sıcaklıklar, öngörülemeyen yağışlar ve su kıtlığı, pamuk tarımını, küçük ölçekli dokuma atölyelerini ve hazır giyim merkezlerini ciddi şekilde zorluyor. Bu topluluklar, iklim krizine en az katkı sağlamalarına rağmen hem uyum sağlamaları hem de karbon emisyonlarını azaltmaları bekleniyor. Ancak, bu dönüşümü mümkün kılacak anlamlı desteklere neredeyse hiç erişemiyorlar.
Finansman ve Yapısal Eşitsizlikler
Gelişmekte olan ülkelerin ihtiyaç duyduğu destek ile sunulan imkanlar arasındaki fark yalnızca finansal değil, aynı zamanda eşitsiz kalkınmadan kaynaklanan yapısal bir uçurumu da gösteriyor. İklim finansmanı, ortak bir sorumluluk olarak değil, çoğunlukla borç temelli bir yükümlülük olarak ele alınıyor. Bu yaklaşım, adil bir geçişin temelini zedeliyor. Küresel güneyin iklim direnci borçla değil, hakkaniyetli destekle sağlanmalı.
Uzmanların Görüşleri
John Green de benzer şekilde, gelişmekte olan ülkelerin iklim adaleti için daha fazla sorumluluk paylaşımı ve destek beklediğini belirtiyor. Borçlandırma yoluyla sağlanan finansman, iklim mücadelesinde sürdürülebilir bir çözüm sunmuyor.
Kaynak: The Guardian
Kaynak: www.theguardian.com